9 Ocak 2012 Pazartesi

müştemilat

.

eskiden bütün ayakkabılar çekerdi kar suyunu
üşüyünce kıymeti olurdu sıcak bir şeyler içmenin
eldivenlerimiz delikti ama güleçti yüzümüz
biz fakirdik zengin dükkanlar vardı yanlarından geçerdik
içlerine girdik mi ezilirdi içimiz

ben bir dolma kalem parası biriktirmek için harçlıklarımdan
ki sevgilimin kıpırdasın diye yanlara doğru ağzı
insan niye ezmek ister ki hayatta sevileceği tek anı
piyanolu bir yere gitmiştik
elmalı pay ve für elise
müzik sokağa akıyordu bakışları bana

sevmiyordu biliyordum
olsun ben seviyordum ya

anne ben ne tünellerden geçtim
nice köprüler yıkıldı benden yana

anne sonunda sevdi beni de biri
ama kavuşamıyorum

kar hep aynı kar
vişne beyazı rengi

ıslanan çoraplarımı asıyorum
soba demirine
tek
t
e
k



e...